Serdar Tuncer

Kurbanım

Yar adıyla başlayayım sözüme
Gülsüz bağda bülbül ötmez kurbanım
Sözü önce söyleyeyim özüme
Yoksa kalpten kalbe gitmez kurbanım

Sen senin olmazsan tüm dertler biter
Varını yokunu mürşidine ver
Ustanın elinde kütük ol yeter
Teslim olan zarar etmez kurbanım

Güvenme kendine ben oldum diye
Pişenler hamım der, bir düşün niye
Tövbe lazım ettiğimiz tövbeye
Bir tövbeyle bu bitmez kurbanım

İltifat beklemek kırılmak nedir
O kapıdan kovsa sen bacadan gir
Ha sevmiş ha dövmüş ikisi de bir
Sevmese kaşını çatmaz kurbanım

Çalış nasibini al dünyadan yana
Ama sanma dünya yar olur sana
Ahiret parası lazım insana
Güneş hep batıdan batmaz kurbanım

Hizmet yoksa himmet olmaz bu kesin
Hem hizmet nimettir böyle bilesin
Gayret et gönle gir “benimdir” desin
Sultan kölesini atmaz kurbanım

Yap dediğini yap emrine göre
Bu iş bensiz olmaz deme boş yere
O eli tutmuşsa insan bir kere
Nefsini hesaba katmaz kurbanım

Cahiller ağzını açınca ben der
Ben deyip yol alan var mı hiç göster
Eli hep güzel gör kendini hep yer
Tezek su dibine batmaz kurbanım

Günahtı sevaptı bunlar boş hesap
Her neyi yaparsan Allah için yap
Avamın işidir bu hesap kitap
Aşıklar kar zarar gütmez kurbanım

Dua kabul, niye sıddıkın ahı
Ne dedi hızıra nakşibend şahı
Hatırla idrak et anla bu rahı
Ben sadıkım demek yetmez kurbanım

Sadakat ne derse doğru demekmiş
Onsuz doğrulara eğri demekmiş
Sadakat sıddıkın bağrı demekmiş
Ciğer yanar duman tütmez kurbanım

Er olmak isteyen serinden geçer
Bir saki elinden badeyi içer
Seç deseler yarin zehrini seçer
Ağyarın balını tatmaz kurbanım

Sözün özü derdi minnet bil cana
Yare can ver ki can yar olsun sana
Serdar isen serini koy meydana
Kurbanlara bıçak tutmaz kurbanım

 

Seni Sensiz Yaşamak 1

 

 

 

 

 

Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda
Gözlerinde buz yanar dilenciler şahının
Ceylanlar su başında susuzluktan ağlar da
Anlarsın türküsünü bir ömürlük ahımın
Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda

Elinden seni içmek avare bir yıldızın
Uyutmak uykuları kör geceler boyunca
İki büklüm dururken başucunda sonsuzun
Kapanmak secdelere geldiğini duyunca
Elinden seni içmek avare bir yıldızın

Rakseder dudağında bedensiz kelebekler
Aşk değil mi cevabı çıldırtan bilmecenin
Bir sen kaldı geride, o hala seni bekler
Özlemiyle güneş ağlar döneceğin gecenin
Raks eder dudağında bedensiz kelebekler

Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına
Ay ışığı gülemez, kapanırsa kapılar
Dalgalanan ben olurum, denizlerin adına
Sende bir rüzgar eser, beni virane kılar
Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına

Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden
Yürüdüğüm boşlukta gölgem hatıra kalır
Bir an gelirki kalbim firar eder kalbinden
Güneş karanlığa kızar, gökyüzünden usanır
Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden

Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını
Deliler sultanıyım, hüzne diyet ödeyen
Gökler niye yazmamış gözlerinin çağını
Aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen
Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını

Yüreğim

 

 

 

Salı, 25 Eylül 2007

Sevda dergahında divane oldum
Susarak ismini anar yüreğim
Kalbinin oduna pervane oldum
Bir gün dursa bile yanar yüreğim

Bir gaflet anında girdin özüne
Sırların sırrıydı, erdin özüne
Dert senden gelirse, derdin özüne
Gülerek kendini banar yüreğim

Bu nasıl yanmaktır, bu nasıl çile
Aşkınla çevirdim deryayı küle
Yanında sen yoksan ateşte bile
Buz tutar, kar olur, donar yüreğim

Haykırdı hicranlar, türküler sustu
Tek senle barıştı, tek bana küstü
Lal olmuş bülbüldür her akşamüstü
Gönül pencerene konar yüreğim

Kırık bir saz olur senin elinde
Bin çile hıçkırır bir tek telinde
Avare sakidir hasret ilinde
Vuslatı, vuslata sunar yüreğim

Uyutur uykuyu kalır uykusuz
Sana sevgi dolu bana duygusuz
Gün olur çöllerde Mecnundur susuz
Gün olur Leyla'ya pınar yüreğim

Sen sevda yolcusu, yüreğim bir han
Ben çile mahkumu, yüreğim zindan
Sensiz kurak çölde kırılmış fidan
Seninle asırlık çınar yüreğim

Bir nasihat sana benden hediye
Mansur'un izinde dolaşmak niye
Haykırıp durursun 'aşk benim' diye
Dara çekilmek mi hüner yüreğim?

Yazabilirsen

 

 

 

Aşkın tarifi yok vuslat muamma
Bir gönle girip çöz çözebilirsen
Gönül sahipleri bilirler amma
Susarlar bakıp sez sezebilirsen

Aşık maşuk varsa elbet aşk vardır
Yar aşkı bilmeyen kendine yardır
Aşk dediğin hem var hem yok diyardır
Yokta varı bul gez gezebilirsen

Bir dem ateştir aşk bir dem de sudur
Ne O aşk değildir ne de aşk O dur
Su damlar kalemden kağıt tutuşur
Yanma ıslanma yaz yazabilirsen

 

Seni Sensiz Yaşamak 1

 

 

 

 

Salı, 25 Eylül 2007

Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda
Gözlerinde buz yanar dilenciler şahının
Ceylanlar su başında susuzluktan ağlar da
Anlarsın türküsünü bir ömürlük ahımın
Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda

Elinden seni içmek avare bir yıldızın
Uyutmak uykuları kör geceler boyunca
İki büklüm dururken başucunda sonsuzun
Kapanmak secdelere geldiğini duyunca
Elinden seni içmek avare bir yıldızın

Rakseder dudağında bedensiz kelebekler
Aşk değil mi cevabı çıldırtan bilmecenin
Bir sen kaldı geride, o hala seni bekler
Özlemiyle güneş ağlar döneceğin gecenin
Raks eder dudağında bedensiz kelebekler

Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına
Ay ışığı gülemez, kapanırsa kapılar
Dalgalanan ben olurum, denizlerin adına
Sende bir rüzgar eser, beni virane kılar
Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına

Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden
Yürüdüğüm boşlukta gölgem hatıra kalır
Bir an gelirki kalbim firar eder kalbinden
Güneş karanlığa kızar, gökyüzünden usanır
Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden

Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını
Deliler sultanıyım, hüzne diyet ödeyen
Gökler niye yazmamış gözlerinin çağını
Aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen
Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını

 

 

 

 

 SEVDİCEĞİM

Yüreğim sevdaya açılan gemi
Yolculuk nereye sor sevdiceğim
Yıldızlar altında mahzûn gölgemi
Yaşlı gözlerinle sar sevdiceğim.

Çözümsüz bilmece aşkın esrârı
Çileyle yıkanmak sevenin kârı
Eserse çöllerden vuslat rüzgârı
Kalbini kumlara ser sevdiceğim.

Hicranlar kül eder gönül dağını,
Yağmur mu öpecek, gül dudağını
Âşık kelebeğin ölüm ağını
Bir hüzzam besteyle, ör sevdiceğim.

Yanmayı bilince buzlarda duran
Güneşi görünce geceyi saran
Günün her ânında hasreti vuran
Saati sevgiye kur sevdiceğim.

Vermedin hâtıra yırtık resmini
Gözyaşlarım sustu, nânkör ismini
Görmek istiyorsan, aşkın cismini
Kalbimi ikiye yar sevdiceğim.

Aşkım kıvranırken gül pençesinde
Sana serenât var, bülbül sesinde
Hâkim sensin artık aşk celsesinde
Kalemi ortadan, kır sevdiceğim.

Zehiri tadınca küsersin bala
Bir meçhûl çağrıyla düşersin yola
Sensizliğe mahkûm harâbe kula
Çaldığın yılları ver sevdiceğim.

Sen İstanbul Kokardın

 

 

 

Martıların gözlerinden dinledim
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim

Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın

Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda
Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi...
Utanır, intihar ederdi ölüm,
Hayata rest çekip ağladığımda,
Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi...
Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda,
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah Leyla tüten rüzgardın
Zambak gibi leylak gibi,
Sigaramda duman gibi
Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın

Dayadım ondörtlüyü İstanbul'un şakağına
İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum
Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum

Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece
Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim
Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri
Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim
Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul
Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim

Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor
Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor
Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor
Oy gece gözlüm oy, İstanbul SENİ kokuyor

  

NE ÇARE


Ahhh!!!ahhhh!!!


Hakikat şehrinde bir güzel gördüm
Bir göreni göremedim ne çare
Sevdayı aşkından yanıp kül oldum
Bir bilen yok soramadım ne çare

Bir zaman bekledim Leyla dağını
Bir zaman bekledim gül budağını
Bir zaman bekledim yar otağını
Vasılı yar olamadım ne çare

Andelibin işi ahu zar olur
O nasıl güldür ki tezce har olur
Bir gönül kul olur gah hünkar olur
Ben bu sırra eremedim ne çare

Bir gülün ki harı vardır yar demem
Kansız didelere ahu zar demem
Yüzünü görmeden yarim var demem
Ben bu yari bulamadım ne çare

Niceleri yar der gönlü binada
Niceleri yar der gönlü zinada
Nicesinin gönlü bey'ü şirada
Bu yar kimdir bilemedim ne çare

Duydum ki yarimin yeri Kaf imiş
Dillerde söylenen kuru laf imiş
Aslını sorarsan nun u kaf imiş
Pâyine yüz süremedim ne çare

Medeed Pir-i Sani bir gör halimi
Bu salihe çok ettiler zulumü
Aç vuslat perdesin göster yüzünü
Çok ağladım gülemedim ne çare

 

 

Ulu Önder
 
Kültür-Sanar Haberleri
 
Yararlı Linkler
 
Tavsiye Kitaplar
 

Aile Saadeti
S.M.Saki EROL

Arifler Yolunun Edepleri
S.M.Saki EROL

Ateşin Yakmadığı Aşık
Dr. Dilaver SELVİ

Bir Şafak Yürüyüşü
Şerif BENEKÇİ

Çikolatadan Evler Olsa
Derya Işık ÖZBAY

Edep Ya HU
Siraceddin ÖNLÜER

Kulun Yolculuğu
Dr. Dilaver SELVİ

Kadın ve Aile İlmihali
Dr. Dilaver SELVİ

A'mak-ı Hayal
Filibeli Ahmed Hilmi

Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı
Sadık ŞANLI

Yaratılış Öyküsü
Mehmet NALBANT

Kişisel Gelişim
Oğuz SAYGIN

Okul Hayatı ve Dini Eğitim
Ayşe İzci COŞKUNER

Reklamlar
 
 
TÜRKİYE CANIM FEDA

HTML KOD

Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol