Ali Kınık

Kanadı Kırık Kartal

Ustam, sen şairsin, yıkılmak olmaz.
Bu hesap bitmeden çekilmek olmaz.
Yorgun yapraklarca dökülmek olmaz.
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Kalk ki bir ak kartal daldan süzüle,
Şiir burcumuza kona saz ile,
Sen de “yıldızları yandır söz ile” Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Alevlerle göğe savrulsun küller,
Doğsun “beyaz günler ve beyaz güller”
“Ordulaşsın ümitlerle emeller”
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Bir dünya ki o ilk sürgünden beri,
Ağır olmuş ustaların yükleri,
“Aktarıp toprağı, yırtıp gökleri”
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Sen ki, ta burçlara çıkan şairsin,
Sen ki, yağmurları yakan şairsin,
Sen ki, sarp dağları yıkan şairsin.
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Dünya kahpe, ama küsme ne olur,
Kılavuzum, ses ver, susma ne olur,
Gel Türk’ün sesini kısma ne olur!
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Ustam sensiz ben vallahi yarımım.
Bu kabusu çözemiyor yorumum.
Sen anlarsın kahır üzre durumum,
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Ustam hadi iki al tay seçelim,
Çiçekli dağlara bayrak açalım,
Tanrı Dağları’nda kımız içelim.
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım.

Hem şairsin, hem ülkücü, hem adam,
Hem ustamsın, hem yoldaşım, hem atam,
Ben kimim ki, seni sözle anlatam,
Haydi ustam, haydi doğrul, kurbanım

 

Kardelen

Bir zemheri günü dirilir kardelen
Coşar türkü türkü yorulur kardelen
Kader ise eğer o da boyun eğer
Hoyrat eller değer vurulur kardelen

Yıllık bir görüşte ilk ve son gülüşte
Bir günlük bir düşte görülür kardelen
Kutsal bir toprağı öper gül dudağı
Sararır yaprağı ölür kardelen

Zemheride olsun sonsuzlukta buluşmak
İhanet olmasın baharla sevdamızda
Kardelen vakitsizliği desinler
Akşam ayaz ve beyaz yalnızlıkla örtülsün sevdalarım
Güle güle KARDELEN güle güle

 

Yasemen

Yaralı akşamlardan çıkıp gelmiştin
Ben bütün akşamlardan çıkıp gelmiştim
Belki seni böyle bulmamalıydım
Öyle kalmalıydı belki akşamlar
Yitik bir masal gibi
Seni gözlerimde bulmamalıydım
Sonra ellerini tanıyordum, incecik
Sonra kırılgan gözlerini
Susup yüreğime süzülüyordun
Yüreğim diyorum, yüreğim Yasemen


Ben hep kordan güllere tutunurdum, pürtelaş
Ben hep tutunurdum avuçlarımda ateş
Yağmur hiç böyle yağmazdı ellerime
Ellerim diyorum, ellerim Yasemen


Bir bulut düşüyordu düşlerin ortasına
Ben tepeden tırnağa ıslanıyordum
Hiç böyle görmemiştim aşkın iki yüzünü
Seni korkularla sevmek
Seni hesapsızca sevmek
Her şeye rağmen işte seni sevmek
Öncesi ve sonrası
Şimdi bir bulut var yüreğimde gezinen
Şimdi yıldız yıldız gökyüzü yanıyor
Gökyüzü diyorum, gökyüzü Yasemen


İşte böyle kimsesiz her anımda
Yani her anımda
Bir şiir sarıyor üşüyen düşlerimi
Oysa ben seni hiç tanımıyorum
Ömrünün şiirine hiç dokunmadım
Sebebim, hayatın ortasında eğreti duruşundu
Ve ben bir kumar oynadım ikimizin adına
Birimiz kaybettik, mutlaka kaybettik
Şimdi bu dalgalar çarpmıyor mu bağrıma
Bir yerlerde senin adın kanıyor
Kanıyor diyorum, kanıyor Yasemen


Ürkek bakışlarım avuçlarında işte
Türkü dolu kalbim bakışlarında
Seni bile bile seviyorum bilesin
Seni bile bile kaybediyorum
Bilir misin ömrümün sonrası nedir
Sonrası diyorum, sonrası Yasemen


Bir gün rüzgarınla çekip gideceksin
Gideceksin, biliyorum
Vazgeçilebilir dostlar bırakacaksın bu şehirde
Beni terkettiğini bilmeyeceksin
Sonra gözlerimde tutuşacaksın
Gözlerim diyorum, gözlerim Yasemen

 

Şehre Akşam İnende

Ömür  geçti bir gün bitimi gibi
Ben beni bekledim gölge dönende
Bu şehrin öksüzü, yetimi gibi
Tek kalırım şehre akşam inende

Gölge döndü gelmedin
Akşam indi gelmedin
Bulut çekildi gökten
Yağmur indi gelmedin

Güneş gülüm, yıldız gülüm,ay gülüm
Bekletme, gel feryadımı duy gülüm
Sen kendini tek ışığım say gülüm
Güneşim, yıldızım, ayım sönende

Gözlerini Getir Öleyim

gözlerini getir, yarı umutsuzluğumun

yaprak gibi döküleyim önüne

solayım beter olayım

gözlerini getir, öleyim…

bilmeden çocukça sevildiğini

ve bayram sabahınca beklendiğini

Kafdağı’ndan güneş getirir gibi

gözlerini getir

getir gözlerini, öleyim…

kimsesizim, ilk kez bu kadar suskunum

sana söylemiyorum

yıldızlara uzanmışım her akşam

ve bağlanmış, ve kınanmış

ve karşında yitirilmişim

ne olur, gözlerini getir

ustam; getir gözlerini, öleyim…

ben biraz şairim, biraz divane

çarmıha gerseler öldüremezler

sırrım sazımda değil, yüreğimdedir

istersen dost, istersen düşman gibi

gözlerini getir

ustam; getir gözlerini, öleyim…

ben yine kaybettim, görmüyor musun?

şafak yangınından yaralı çıktım

ve ben ustam;

gözlerinle yıkılası bir şiire başladım

kaçtıkça sana döndüm

ve artık gülü bıraktım,

menekşe yaprağını, kitaplarımı,

bu şiir bitsin…

bana peşini bıraktığım bir hayatı değil,

gözlerini getir

ustam; getir gözlerini, öleyim...

 

 

Ulu Önder
 
Kültür-Sanar Haberleri
 
Yararlı Linkler
 
Tavsiye Kitaplar
 

Aile Saadeti
S.M.Saki EROL

Arifler Yolunun Edepleri
S.M.Saki EROL

Ateşin Yakmadığı Aşık
Dr. Dilaver SELVİ

Bir Şafak Yürüyüşü
Şerif BENEKÇİ

Çikolatadan Evler Olsa
Derya Işık ÖZBAY

Edep Ya HU
Siraceddin ÖNLÜER

Kulun Yolculuğu
Dr. Dilaver SELVİ

Kadın ve Aile İlmihali
Dr. Dilaver SELVİ

A'mak-ı Hayal
Filibeli Ahmed Hilmi

Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı
Sadık ŞANLI

Yaratılış Öyküsü
Mehmet NALBANT

Kişisel Gelişim
Oğuz SAYGIN

Okul Hayatı ve Dini Eğitim
Ayşe İzci COŞKUNER

Reklamlar
 
 
TÜRKİYE CANIM FEDA

HTML KOD

Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol